Alternate Text
Ana Sayfa | Site Ağacı | Arama
  Uyuşturucu.jpg
 
 
 
sakaryavaliligilogo.png 

  Sakaryabuyuksehirbelediyesilogo.png
 
  

 

   



Küçük Akgöl-Olmayan Şelale ve Çaltıcak Gölü 31 Ocak 2016 Bisiklet Turu

Müdürlüğümüz ve Sakarya Bisikletv e Doğa Sporları Derneği ile ortaklaşa gerçekleştirdiğimiz turumuzu

31 Ocak 2016 Pazar günü buluşma noktamız olan Kent Parktan saat 10.00'da toplanarak

Yeni hizmete giren ve Yazlık Köprüsüne kadar çift yönlü çark deresi boyunca yaklaşık olarak 1.5 km.

uzunluğunda bisiklet yolunun açılışı amacıyla fotoğraf ve video çekimlerine yol ve mtb bisikletlerimizle toplu olarak katıldık. Sakarya'mıza hayırlı olmasını temenni ediyoruz.

Daha sonra yol grubu Sapanca Göl turuna bizlerde mtb ciler olarak keşif turuna doğru 5 kişi olarak koyulduk yolla, 

Göl Mahallesine geldiğimizde bizi bekleyen 2 kişiyi de alarak keşif turumuz için Küçük Akgöl Mahallesinden göle iniyoruz.

Gölün su seviyesi yağışlardan ve kardan dolayı taşmış durumdaydı, su bütün yolları kapatmış, kavak ağaçlarını sular altında bırakmıştı,

buraya kadar geldik dedik geri dönüş yok, gölün solundaki yolu takip ederek toprak ve çamurlu yoldan şelale aramaya koyulduk.

her yer sık orman dokusu, nereye gittiğimiz hangi yöne gittiğimizi hiç bilmiyoruz, her ara her patikaya girip çıkıyoruz, dikenlerden,

çukurlardan sulardan geçiyoruz, düşenler, devrilenler, takla atanlarda cabası, bir yandan da adeta birbirimize gülüyoruz, bizi hangi deli buraya sürükledi diye,

Erkan'ın arkadaşı üçkağıtçı Yıldırım burada şelale olduğunu ve bu yoldan gitmemiz gerektiğini söylemişti,

daha sonradan öğreniyoruz ki burada şelale falan yokmuş, anlayacağınız tongaya düştük, bizde fare gibi her delikte her yolda şelale arıyoruz,

doğa yürüyüşçüleri trakingçiler bile bu yollarda yürümekte zorlanırdı, adeta ormanın krokisini haritası çıkartıyorduk,

1 er 2 şer olarak bütün patikalara ayrılarak şelale arıyorduk, derken Serkan'ın tekeri gümlüyor. onca dikenden çalıdan geçersek olacağı o tabi ki))) neyse bir hışımla onunda tamirini orada yapıyoruz.

Bir yandan da herkesin karnında kurtlar zil çalıyordu, aramızda hiç kahvaltı yapmayan bir kaçakta vardı,

sonuç ne olursa olsun yolun uzunu kısa ne olursa olsun, kahvaltısınız yola çıkılmaz, bu durumu bir kez daha yaşadık,

Uğur kardeşimiz resmen bayıldı, pili bitti, kendinden geçti, tur boyunca birkaç kere düştü,

hele bir yerde biz görmedik gençlik diyelim hızını alamamış köprünün yanından tarlaya doğru yuvarlanmış,

bu yuvarlanmada bisikletin pedalının birisini kırmış, bununda bir ders olmasını temenni ediyorum. tedbir tedbir tedbir, neyse ki sürülmeyecek gibi değildi ve kötü bir durum oluşmamıştı.

Ne yapalım ne edelim bu aldığımız mangalları nerede yiyelim açlıktan ölüyoruz. Benden bir fikir geliyor diyorum

Harmantepe Kalesine gidelim orada ateşimizi yakalım karnımızı doyuralım buraya da yakın zaten, herkes Recep"e uyuyor)))

 500 Mt. gittikten sonra birde ne görelim. Küçük Akgölün suları buralara kadar ulaşmış bütün yollar köprüleri kapatmış,

salla bile karşıya geçmek imkansız hale gelmiş, her yer çamur bataklık, üstümüzü başımızı söylemiyorum bile beyaz görünen yerimiz yoktu)))).

Haydaa dedik, yapacak bir şey yok, geri deneceğiz, döneceğiz ama yine çamurlara gireceğiz ağaçların arasından adeta drift atacağız.

Herkes haşat olmuş durumda, pestiller çıkmış diller dışarda, ne düzgün bir yer var ne de yemek yiyebileceğimiz bir alan, 

tekrar yine devreye girerek diyorum yakında Çaltıcak Gölü var. oraya gidelim orada mangalımızı yapalım, malum yapacak bir şey yok yine Recep"e uyacağız)))

 nihayetinde Çaltıcak Gölüne varıyoruz. Manzara ve ortam süper ama rüzgarda o biçim… ateş yakmaya çalışıyoruz, milletin karnı o kadar aç ki bir an önce ısınıp yemek yeme derdine düşmüşler.

Uğur kardeşimizi hiç söylemiyorum bile her 5 dakikada bir kahvaltı yapmadım diyerek isyan ediyor)) açlığını anlatmama söylememe bile gerek yok.

Rüzgarda mübarek durmadan sürekli esiyordu, üşütüyordu, hemen ateşin başına üşüştük, bir yandan da gülerek dedikodu yaparak Erkan'a yükleniyoruz,

ne şelaleymiş, gördük şelaleyi…. diyerekten kahkahalar atıyoruz. karnımızı doyurduk kendimize geldik, içimizde ısındı, geri dönüş için koyulduk yola,

 her yerimiz kir pas içerisinde ben de diyorum kendi kendime ben eve böyle giderim ama eve böyle girebilirmiyim diye))))

neyse ki öyle bir faciayla karşılaşmıyoruz))) ufak tefek aksilikler dışında bol maceraları ve keyifli bir tur gerçekleştiriyoruz.

Bizi tongaya düşürüp şelale var diyerek kandıran üç kağıtçı Yıldırım'a da selam söylüyoruz. bir dahaki turlarda görüşmek dileğiyle ....
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 


Bu site Kültür ve Turizm Bakanlığı Bilgi Sistemleri Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır.
Bu sayfa 555 kez gösterilmiştir.